Kereviz Bitkisi: Oldukça besleyici bir sebze olan kereviz A, B ve C vitaminleri ile başta fosfor olmak üzere çinko, bakır, mangan ve selenyum minerallerini içerir. Besin değeri ve faydası bakımından Allah'ın bir lütfü olan bu bitki pek çok hastalığa iyi gelir. Kerevizin Faydaları: Uyarıcıdır. Kandaki stresi hormonlarını azaltır ve sinir yorgunluğunu giderir. Vücudu kuvvetlendirir. Cinsel gücü ve isteği arttırır, iktidarsızlığı giderir. İştah açıcıdır. Ağız kokusunu giderir. Öksürüğü keser. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini ve sarılığı giderir. Sivilceleri azaltır. Gaz söktürücüdür. Böbrek kumunun ve taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Yüksek tansiyon, şeker ve prostat hastalarına faydalıdır. Hipertansiyonu ve kolesterolü düşürür. Mideyi kuvvetlendirir. ağrıları giderir. Cilde tazelik ve parlaklık verir. Unutkanlığa karşı faydalıdır. Anne sütünü arttırır. Romatizma ve gut şikâyetlerini azaltır. Kereviz nasıl kullanılır? Kerevizin sapı, yaprağı ve kökü kullanılır. Kereviz yemeği ve salatası yapılabileceği gibi tohumu da kullanılır. Kaynatılıp suyu içilirse fazla salgılanan miğde asidine ve idrar zorluğuna iyi gelir. Kereviz kaynatılırken suyuna limon ilave edilirse gaz yapması önlenir. Kereviz tohumu adet kanamalarını tetikleyici etkisi nedeniyle adet düzensizliği çekenler için faydalı olabilir. kaynak.mydear body.com 
Tansiyona çilek ve ıspanak İSTANBUL-Sinsice gelişen tansiyon konusunda bilinçlenmenin hastalığı önlemede etkili olacağı kaydedildi. Tansiyonun sessiz ve derinden geliştiğini ve tespit etmenin çoğu zaman güç olduğunu belirten uzmanlar, tansiyonu önlemede beslenme alışkanlıklarının oldukça önemli olduğunu söylediler. Uzmanlar, örneğin hipertansiyonun çok sık görülmesine karşılık kan basıncının yüksek olduğunu uyaran herhangi bir belirtisinin olmadığını dile getirdiler. “Koruyucu hekimlik tavsiye ediliyor” Tansiyonu belirlemenin en iyi yolunun ölçüm olduğuna değinen uzmanlar, “İç organlarda yıllara dayalı tehdit edici bozulmalar nasıl sessizce ilerliyorsa hipertansiyon komplikasyonları da yıllara ve çevresel etkilere bağlı olarak ortaya çıkar. Bunu öğrenmenin yolu tıbbi muayenelerdir. Çünkü tansiyonu çok yüksek olduğu halde kendini iyi hissedeler hastalar olabilir. Baş dönmesi, göz kararması, kulak çınlaması, çarpıntı gibi belirtiler dikkate alınmalı ve hemen hekime gidilmelidir” dediler. Asha’nın haberine göre, tansiyon cihaz ve bilekliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten uzmanlar, koruyucu tıbbın en önemli tavsiyesi hastalığa yakalanmadan tedbir almak olduğuna dikkat çekerek sağlığın bir kültür olarak gelişmesinin gerekliliğini dile getirdiler. “Çilek ve ıspanak sağlık deposu” Anne annelerimiz ve büyükbabalarımızın tıbbi bilgileriyle günümüzdeki tıbbi tavsiyeleri birleştirerek iyi neticeler alınabileceğini kaydeden uzmanlar, “Çilek ve ıspanağın tansiyona iyi geldiğini biri söylese inanmazsınız. Aslında körpe ve bol sulu çilekler insanın dolaşım sistemini temizliyor. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için birebir. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu için yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürür. Yalnız şeker hastaları dikkat etmesi gerekir” dediler. Ispanağın da yüksek tansiyona karşı kuvvetli anti bir sebze olduğuna işaret eden uzmanlar, “Ispanak kalp hastalıklarına, felce, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, ruhi dengesizliklere ve derideki yaşlılık lekelerine karşı etkilidir” diye konuştular. Tansiyon ile ilgili bilgiler www.jintong.com.tr web adresinden öğrenilebiliyor. (ASHA)

Keneden korunmanın püf noktaları
Son zamanlarda yaşanan kene salgını yüzünden pek çok kişi hayatını kaybederken Dr. Arzu Özgenci keneden nasıl korunulacağını Gazeteport okuyucuları için anlattı. Kırsalda giydiklerinize dikkat edin! Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına böcek kovucu (repellent) ilaçlar sürülmelidir. Giysilere keneleri kovucu/öldürücü etkisi olan ve Sağlık Bakanlığı'ndan izinli spreyler kullanılmalıdır. Vücut sık sık kene yönünden kontrol edilmeli, kenenin tespit edilmesi halinde kısa sürede cımbız veya pense gibi uygun bir malzemeyle vücuda tutunduğu en yakın kısmından tutularak çıkarılmalıdır. Kırsal alan ziyaretlerinde mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli giysi giyilmeli ve pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Kenenin çıkarıldığı yere alkol veya tentürdiyot sürülmelidir. Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir. Keneleri vücuttan uzaklaştırması amacıyla eter, kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar kendi vücutlarını ve çocuklarının vücutlarını sık sık kene yönünden kontrol etmelidir. Kene ile temastan sonra kişi 10 gün süreyle takip edilmeli ve ani başlayan ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerin olması halinde en yakın sağlık kuruşuna müracaat edilmelidir. Erken teşhisin konması destek tedavisine de erken dönemde başlanmasını sağlayacak, böylelikle tedavi şansını artıracaktır. İnsanların ve hayvanların kanlarına veya diğer vücut sıvılarına korunmasız temas edilmemelidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından büyükbaş hayvanların kene açısından ilaçlanması yapılmaktadır. Dr.Arzu Özgeneci, VKV Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Her gün bir avuç böğürtlen yiyin Türkiye'de yaygın olarak doğal ortamda yetişen, ancak uyum çalışmaları sonucu ekim alanları hızla artan böğürtlenin, kansere karşı koruyucu etkisinin yanı sıra kan şekerini de dengelediği, bu nedenle ''günde bir avuç'' tüketilmesi gerektiği bildirildi. ADANA/SİLİFKE -Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgül Türemiş, yaptığı açıklamada, kozmetikten gıda sanayine kadar çok amaçlı kullanılabilen böğürtlene gösterilen ilginin her geçen yıl daha da arttığını söyledi. Artan talep karşısında Türkiye'deki 17 ayrı yörede, ziraat fakülteleri tarafından uyum çalışmaları yapıldığını belirten Prof. Dr. Türemiş, bunun sonucunda soğuk hava koşullarına sahip yerler dışındaki kesimlerde böğürtlen bahçeleri oluşturularak üretiminin yaygınlaştığını bildirdi. Böğürtlenin antioksidan ve C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve olduğunu ifade eden Prof. Dr. Türemiş, şöyle konuştu: ''Yaptığımız araştırmalarda böğürtlenin, bünyesinde barındırdığı antioksidanlar ve renk veren maddeler nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğunu saptadık. Böğürtlen, organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyve. Özellikle bitkilerde bulunan flavanlar açısından zengin olan böğürtlen, kansere karşı adeta kalkan görevi üsteniyor. Ayrıca kanı incelterek kan şekerini dengeleyen böğürtlen, diyabet rahatsızlıkları olan hastalar için önemli bir şifa kaynağı. Çok sayıda özelliği dolayısıyla günde bir avuç böğürtlen yenmesi, sağlık açısından son derece yararlıdır.'' Yapılan bazı araştırmalarda böğürtlenin cildi yenileyerek canlılık sağladığının da saptandığını ifade eden Prof. Dr. Türemiş, bu yönüyle de kozmetik sanayisi tarafından değerlendirildiğini kaydetti. Prof. Dr. Türemiş, böğürtlenin sindirim sistemi ile kalp damar rahatsızlıklarına iyi geldiğinin bilindiğini, özellikle hasadın başladığı bugünlerde taze ve ucuz bir şekilde tüketilmesinin yararlı olduğunu bildirdi. -SİLİFKE'DE 350 BİN TON REKOLTE Sıcak iklim ve bol su isteyen bir meyve olan böğürtlenin, Mersin'in Silifke ilçesinde 6 yıl önce deneme amaçlı başlayan üretiminin 150 dönüme ulaştığı belirtildi. Böğürtlen Üreticileri Birliği Başkanı Ekrem Doğan, ilçede böğürtlen bahçelerinden bu yıl yaklaşık 350 bin ton rekolte beklediklerini, hasadın yeni başlamasına rağmen ürünlerin büyük bir kısmının pazarının hazır olduğunu söyledi. Böğürtlenin üretim maliyetinin düşük olması nedeniyle çiftçiler tarafından tercih edilen bir ürün olduğuna dikkati çeken Doğan, şöyle dedi: ''Böğürtlen ilçenin iklimine iyi şekilde adaptasyon sağladı. Yüksek verimi ise üreticinin yüzünü güldürüyor. Taze tüketiminin yanında reçel, marmelat, pasta ve kozmetik ürünler gibi çok çeşitli alanlarda kullanımı ise üreticileri böğürtlene yönlendiriyor.'' A-A
Cep telefonunu üzerinizde taşımayın PARİS- Cep telefonunun tehlikelerine dikkati çekmek amacıyla bir araya gelen 20 bilim adamı, Fransız gazetesine verdikleri ilanda uyarılarda bulundu. Farklı ülkelerden gelen uzmanlar, Journal du Dimanche gazetesinde yer alan uyarılarında, 12 yaşından küçük çocukların acil durumlar dışında cep telefonu kullanmasına izin vermemek, konuşurken hoparlör ya da kulaklıktan yararlanmak, cep telefonunun vücuttan en az bir metre uzak tutmak ve mümkün olduğu ölçüde, hatta çalışırken bile cep telefonunu üzerinde taşımaktan kaçınmak gerektiğini vurguladılar. Uzmanlar, cep telefonuyla çok yakın ve uzun süre temas gerektirmediği için daha ziyade kısa mesaj yoluyla iletişim kurulmasını da önerdi. Gazeteye göre uzmanlar, "cep telefonunun zararına ilişkin resmi kanıt olmadığı, ancak cep telefonuna uzun süre maruz kalma durumunda, bazı kanserlerin oluşumuna zemin hazırlama riski bulunduğu" hususunda uzlaşıyor. Kanser uzmanı Thierry Bouillet, "Bugün, 50 yıl önce asbest (amyant) ve tütün için oluşan durumun aynısıyla karşı karşıyayız. Ya hiçbir şey yapmayacağız ve riski kabul edeceğiz ya da endişe verici bazı bilimsel kanıtları kabulleneceğiz" dedi. "Guerir" (İyileşmek) adlı kitabıyla tanınan, Pittsburgh Üniversitesi Psikiyatri Profesörü David Servan-Schreiber tarafından düzenlenen çağrıya 20 kanser uzmanı katılıyor. (AA)
|